Es-selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki
“Ümmetimin fesadı vaktinde sünnet-i şerifim ile kaim olan kimse için şehit ecri vardır”
ve yine Efendimiz buyurdu ki;
“Allah’ın rahmeti benim halifelerim üzerine olsun. Onlar ki benim sünnetimi ihya eder ve insanlara öğretirler.”
Kıymetli Aidin hocamız Müslümanlar arası ihtilafın, fesadın var olduğu bir dönemde kimseden çekinmeden ve korkmadan, dosdoğru bir şekilde Peygamber Efendimiz’in (sav) sünnetlerini ve İslam’ı yaşadı ve inandığı her şeyi insanlara anlattı.
Bu yüzden, inşallah hocamız Allah’ın yeryüzündeki halifelerinden idi ve vefatı ile adı şehitler zümresine yazıldı.
Aidin hocamı 1996 yılında annem ve babam vesilesi ile tanıdım. O yıllarda henüz küçük bir çocuktum. Annem ve babam, Özbekistan’dan gelen Dr. Aidin Hanım’ın ilk defa doktorlar için verdiği eğitimlere katılıyor ve tedavilerini hayatımıza geçiriyordu.
Tam 14 yıl sonra ben de Aidin hocamın talebesi oldum. Yanında yetiştirdiği bütün talebelerine olduğu gibi bana da sünnetlere uygun yaşamayı, oturmayı, yürümeyi, tebessüm etmeyi, konuşmayı, büyüklere hürmet etmeyi, yemek yemeyi, sağlığın ve hastalığın hallerini kısacası insan gibi ve en önemlisi bir mümin gibi yaşamayı öğretti. Ondan öğrendiklerimizle önce nefsimizi tanıdık, sonra İslam’ı anladık, Rabbi’mizi bildik, Peygamber Efendimizi sevmeyi ve onun gibi yaşamanın güzelliklerini öğrendik inşallah. İnşallah Rabbim bildirdikleri ile amel edebilen kullarından olmayı nasip etsin. Bize öğrettiği her şey için hocamdan razıyım. Allah da ondan razı olsun ve onun kusurlarını af etsin, ona rahmet etsin.
Bugün bu toplantıda anlatmakla bitmeyecek derin sıfatlara sahipti güzel hocam. Tartışılmaz hekimliğinin yanı sıra muazzam bir eğitimci idi. Hastalarını ve talebelerini her an ilmek ilmek işler, hataları hakkında uyarır, kişinin kendisini hemen düzeltmesini sağlar, tövbeyi hatırlatırdı. Aynı zamanda kimsenin fark etmediği güzel davranışları överek insanı iyi olmaya heveslendirirdi. O hiçbir zaman kimseye hatasından ötürü kırgın kalmadı, kimseyi kınamadı ve eleştirmedi. Hep hoşgörülü idi. En kötü insanın dahi kalbinde zerre kadar iyilik varsa hatalarından dönebileceğine inandı ve bu fikirde samimi idi. İşte bu yüzden onun etrafında on binlerce insan toplandı ve ona güvendi.
Her hasta görüşmesi bir dersti. Her bir hastasına bıkmadan usanmadan saatlerce doğru bildiklerini anlattı. Asr suresi’nde buyurulduğu gibi;
إِنَّ الْإِنْسَانَ لَفِي خُسْرٍ
إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
“İnsan hüsrandadır, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna”
Hocamız her gün karşılaştığı onlarca hastasına hakkı ve sabrı öğütledi. Biz buna şahidiz, Rabbim şahitliğimizi kabul buyursun.
Görüşmelerinde her şeyin hikmetinin açlıkta olduğunu söylerdi. Buna inanan yüzlerce talebesi aklın, şükrün, sabrın, tevekkülün, hikmetin en güzel tecellilerini açlıkta tattı.
Hekimliği, bugünkü sıfatlar ile tanımlanamayacak kadar derindi. Teknoloji ve tıp gibi günümüz modern bilimlerine İslam ve hikmet penceresinden bakabilen ve hiç kimsenin daha önce düşünemediği şekilde gelişmeleri analiz edebilen bir derinliğe sahipti. Onun on yıl önce anlattığı hakikatlerin ancak bir kısmı bugün anlaşılabildi. Birçoğu hala anlaşılmayı bekliyor.
Çağın çok ötesinde konuşabilen bir âlime idi. Hocamız, konuyu ilmi boyutuyla ve dini açıdan değerlendirebilecek derecede tıp ve tevhit ilmine vakıf idi. Onu bu kadar değerli kılan özelliklerinden biri de buydu.
Ahir zamanın kaosunda Müslümanlar için en büyük ihtiyaç hikmetli bir büyüğün fikirlerine danışabilmektir. Hocamı kaybetmenin en derin üzüntüsünü bu noktada hissediyorum. Dünya bir âlimi ve hikmet sahibini kaybetti. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
“İnsanlara iyiliği ve güzel yolu öğreten âlim ölünce göğün kuşları, yerin hayvanları ve denizin balıkları 70 gün ağlar”.
Bir âlimin dünyayı terk etmesi kendisi için eşsiz bir mutluluk, özgürlük ve Allah’a kavuşmadır şüphesiz. Fakat bir âlimin ölümü geride kalan Müslümanlar ve hikmeti arayanlar içinse daha çok karanlık demektir. Dökülen gözyaşları da bunadır.
وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
“Rabbi La tezerni ferden, ve ante hayrul varisin – Rabbimiz, bizi yalnız bırakma, sen yardımcıların en hayırlısısın” (Enbiya Suresi 89)
Rabbim, Kıymetli Hocam Aidin Salih hanımefendiye rahmet et, onu Peygamber Efendimize komşu kıl. Saygıdeğer Muhammed Salih Beyefendiye, kızları Umida ablama, oğulları Timur abiye, gelinleri Hacer kardeşime ve damatları Ozan Beyefendiye sabrı cemil ihsan et. Onlara ve biz talebelerine, sevenlerine ahirette sonsuz birliktelik nasip et.
Amin.
Peygamber efendimiz ölüleriniz için dua edin, sadaka verin ve selam gönderin. Zira onlar işitirler buyurur.
Selam olsun sana canım hocam.
Sümeyra Merve Kılınç

Rabia Kadir: Mahkûm Yazar Yücel Tanay’a Açık Mektup
FİLİSTİN HAKKINDA TARİHİ HAKİKATLAR
Enver Paşa’nın tek oğlu Pilot Yüzbaşı Ali Enver
Rusya Federasyonu Özerk Cumhuriyetleri Ruslaştırıyor: Tataristan Liderinden Sert Tepki
İSMET ÖZEL: “Türkiyelilik” tabiri Türk’ü Türkiye’den kovmaya yönelik anlayışdir.
